Tay (Denizlere)
TAY
giderdi su
giderdi orman
giderdi toprak
kalırdı yok
kalırdı hınç
kalırdı tuz yarası
ve kuzgunlar bileyip açlıklarını
daldırıp etlerimize
girerlerdi güne
ve silip tokluklarını etlerimize
geçerlerdi geceye
solardı bir gelincik
bükülürdü bir menekşe
kapanırdı bir kapı
paslı ve kördü
dönerdi mor içinde
bir kırık söğüt dalı
yatardı toz içinde
yol boylarında hoyrat deve dikenleri ve taşsız
ölüleriyle
belki bir öç
bir ağıt
büyürdü gün içinde
ağrılı bir sarı koyun bu sabırlı mor üstüne
bir damla kankırmızı çağ çağ yanık üstüne
davullarla
çelenklerle
bir de bayrak
bir de bayrak
vurun dağ dağ üstüne
vurun dağ dağ üstüne
güzelim
yiğidim
orman yüreklim!
senin gözlerin bahar sabahlarımdı benim, a yavru
ateşlere susamış madenlerimdi
ellerime ellerime seğirten akarsularım, a yavru
okul şarkısıydı senin gözlerin
bereketli sofralarımdı, a yavru
görürdüm
doğu dağlarının karlı nehirlerini
kıyıları al çiçekli karlı nehirlerini
görürdüm kalem bacaklarında senin
fırtınalı burun kanatlarında senin
görürdüm
görürdüm de yüreğinin yürüyen ormanlarını
sürü kuşlarını görürdüm de, a yavru
tıkanır
taş olurdum
kalırdım uğultularda
senin gözlerinde çiçekli çayırları umutlarımın, a yavru
güneşli beşikleri umutlarımın
harlı ocakları umutlarımın
ve masmavi gülleri
duydukça sesini senin, a yavru
bacalar çizilirdi ufuklarıma
dokundukça sana elim
kel dağlarım ormanlaşırdı
iteleşirdi yüreğimde kurt yavruları
sen koklarken sağlıklı sabahları
tayım benim
güzel öfkem
çeliğim!
seni ben
kırbaç yaralarımdan yarattımdı o imansız yokuşlarda
açlığımın kurt seslerinden
umudumun ırmaklarından
gözyaşlarımdan, a yavru
soylu ağıtlarımdan
damarlarında senin
bozkır yangınları gibi delice koşan
benim öfkem
benim acım
benim özlemlerimdi
a yavru
bu kaypak ışığa nasıl aldandın
nasıl koştun bu dumana bu seher vakti
bu kanlı karanlığa nasıl dolaştın
beni kodun böyle kan yaş içinde
tayım benim
güzel öfkem
çeliğim!
kanlıdır bu dönemeçler kanlıdır kanlı
kahpelik kol geziyor eli fermanlı
senin bacakların karanfil dalı
kanatların senin ilkbahar yeli
başın senin bulutlarda, a yavru
kervankıran türküsünü türkü mü sandın
ağıtları öğütleri şarkı mı sandın
beni böyle yorga yörük
a yavru
korku mu sandın
güzel yavrum yiğit yavrum taysın sen
acılarda ateşlerde toysun sen
bilirim bu yolları, bilirim bilirim de
kanat açamam
bilirim bilirim de yardan geçemem
yarim bekler beni dağlar ardında
bugün olmaz
yarın ayın dördümde
bir çileli kısrağım ben
yüküm var benim
yaralarım pençe pençe
yüküm zor benim
vurma beni bu yollara, a yavru
vay be
vay be
tam da kuşlar ötüşürkendi baharda
tam da buğday sütlenirkendi
pamuk liflenirkendi
kar yağarkendi tam da
üzüm ballanırkendi
tam da gülecekkendi kahırlı topraklarım
elim yüzüm çiçeklenecekkendi
vay be
vay be
vay be
nasıl vardı elleriniz
nasıl kanattınız o domur domur mayıs göğünü
nerelere gizlediniz dal uçlarını
mevsimleri n ettiniz
yeşili kırmızıyı zambak morunu
yavru kuşun sabah sıcaklığını
nerelere kitlediniz akşam yelini
karanlıklar
karanlıklar
ey karanlıklar
nasıl oturdunuz bu ellerle sofraya
ekmeği nasıl böldünüz
ben bu yükü hangi dağa
bilemiyorum
yüreğimi hangi suya
bilemiyorum
kıyıları al çiçekli karlı sular uuy
turnalar uuy
türküler uuy
yollar uuy
gitti o
gitti benim bahar gözlüm
benim orman yüreklim
karanlık sulara karışır gibi
dalar gibi dönülmez uykulara
akıp gitti kör karanlığa
akıp gitti benim yayla soluklum
ben
çileli kısrak
kamçı yorgunu
ben
kaldım
bu yerlerde
kaldım
kıyısında
bu kanlı karanlığın
köpük köpük ter
kelep kelep hınç
derya deniz gözyaşı.
Hasan Hüseyin ( Acıyı Bal Eyledik kitabından)

giderdi su
giderdi orman
giderdi toprak
kalırdı yok
kalırdı hınç
kalırdı tuz yarası
ve kuzgunlar bileyip açlıklarını
daldırıp etlerimize
girerlerdi güne
ve silip tokluklarını etlerimize
geçerlerdi geceye
solardı bir gelincik
bükülürdü bir menekşe
kapanırdı bir kapı
paslı ve kördü
dönerdi mor içinde
bir kırık söğüt dalı
yatardı toz içinde
yol boylarında hoyrat deve dikenleri ve taşsız
ölüleriyle
belki bir öç
bir ağıt
büyürdü gün içinde
ağrılı bir sarı koyun bu sabırlı mor üstüne
bir damla kankırmızı çağ çağ yanık üstüne
davullarla
çelenklerle
bir de bayrak
bir de bayrak
vurun dağ dağ üstüne
vurun dağ dağ üstüne
güzelim
yiğidim
orman yüreklim!
senin gözlerin bahar sabahlarımdı benim, a yavru
ateşlere susamış madenlerimdi
ellerime ellerime seğirten akarsularım, a yavru
okul şarkısıydı senin gözlerin
bereketli sofralarımdı, a yavru
görürdüm
doğu dağlarının karlı nehirlerini
kıyıları al çiçekli karlı nehirlerini
görürdüm kalem bacaklarında senin
fırtınalı burun kanatlarında senin
görürdüm
görürdüm de yüreğinin yürüyen ormanlarını
sürü kuşlarını görürdüm de, a yavru
tıkanır
taş olurdum
kalırdım uğultularda
senin gözlerinde çiçekli çayırları umutlarımın, a yavru
güneşli beşikleri umutlarımın
harlı ocakları umutlarımın
ve masmavi gülleri
duydukça sesini senin, a yavru
bacalar çizilirdi ufuklarıma
dokundukça sana elim
kel dağlarım ormanlaşırdı
iteleşirdi yüreğimde kurt yavruları
sen koklarken sağlıklı sabahları
tayım benim
güzel öfkem
çeliğim!
seni ben
kırbaç yaralarımdan yarattımdı o imansız yokuşlarda
açlığımın kurt seslerinden
umudumun ırmaklarından
gözyaşlarımdan, a yavru
soylu ağıtlarımdan
damarlarında senin
bozkır yangınları gibi delice koşan
benim öfkem
benim acım
benim özlemlerimdi
a yavru
bu kaypak ışığa nasıl aldandın
nasıl koştun bu dumana bu seher vakti
bu kanlı karanlığa nasıl dolaştın
beni kodun böyle kan yaş içinde
tayım benim
güzel öfkem
çeliğim!
kanlıdır bu dönemeçler kanlıdır kanlı
kahpelik kol geziyor eli fermanlı
senin bacakların karanfil dalı
kanatların senin ilkbahar yeli
başın senin bulutlarda, a yavru
kervankıran türküsünü türkü mü sandın
ağıtları öğütleri şarkı mı sandın
beni böyle yorga yörük
a yavru
korku mu sandın
güzel yavrum yiğit yavrum taysın sen
acılarda ateşlerde toysun sen
bilirim bu yolları, bilirim bilirim de
kanat açamam
bilirim bilirim de yardan geçemem
yarim bekler beni dağlar ardında
bugün olmaz
yarın ayın dördümde
bir çileli kısrağım ben
yüküm var benim
yaralarım pençe pençe
yüküm zor benim
vurma beni bu yollara, a yavru
vay be
vay be
tam da kuşlar ötüşürkendi baharda
tam da buğday sütlenirkendi
pamuk liflenirkendi
kar yağarkendi tam da
üzüm ballanırkendi
tam da gülecekkendi kahırlı topraklarım
elim yüzüm çiçeklenecekkendi
vay be
vay be
vay be
nasıl vardı elleriniz
nasıl kanattınız o domur domur mayıs göğünü
nerelere gizlediniz dal uçlarını
mevsimleri n ettiniz
yeşili kırmızıyı zambak morunu
yavru kuşun sabah sıcaklığını
nerelere kitlediniz akşam yelini
karanlıklar
karanlıklar
ey karanlıklar
nasıl oturdunuz bu ellerle sofraya
ekmeği nasıl böldünüz
ben bu yükü hangi dağa
bilemiyorum
yüreğimi hangi suya
bilemiyorum
kıyıları al çiçekli karlı sular uuy
turnalar uuy
türküler uuy
yollar uuy
gitti o
gitti benim bahar gözlüm
benim orman yüreklim
karanlık sulara karışır gibi
dalar gibi dönülmez uykulara
akıp gitti kör karanlığa
akıp gitti benim yayla soluklum
ben
çileli kısrak
kamçı yorgunu
ben
kaldım
bu yerlerde
kaldım
kıyısında
bu kanlı karanlığın
köpük köpük ter
kelep kelep hınç
derya deniz gözyaşı.
Hasan Hüseyin ( Acıyı Bal Eyledik kitabından)
Grup Kızılırmak'tan İlkay Akkaya'nın sesinden bu şiiri dinlemek için
0 yorum yazılmıştır